MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE ÇOCUKLAR İLE ANILARI’NDAN BAZILARI

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE ÇOCUKLAR İLE ANILARI’NDAN BAZILARI

Bülent BOZAT

HASAN RIZA SOYAK’IN ANILARINDAN

            Mustafa Kemal Paşa gördüğü her çocuğa özel bir ilgi ve sevgi gösterirdi.
Bir gün İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nde çocuk bakımı öğrenimi için, çocuk bahçesine geldiklerinde
            Mustafa Kemal PaşaBiz niçin çocukları severiz?
Orada bulunanlar kendilerine göre cevaplar verdikten sonra
            Mustafa Kemal Paşa: Çocukları severiz!.. Çünkü çocuk bizim devamımızdır!.. Her çocukta biz, sonsuzluğa doğru uzanıp gitme özlemimizin doyumunu buluruz!..

GELECEK SENİN GİBİ YAVRULARINDIR
OĞUZ SELÇUK ERÖNCEL’İN ANILARINDAN
1930 yılının son günleriydi. Bir sabah öğretmenimiz Cumhurbaşkanımızı karşılama töreni için öğrenci seçti. Ben ve yoksul diğer iki arkadaşımı da seçmedi. Seçilmeme sebebimiz fakir olmamız ve üstümüzdeki kıyafetlerin uygun olmamasıydı.
Yoksul oluşum nedeniyle arkadaşlarımdan ayrılmış olmam onurumu kırmıştı sabaha kadar kuru bir tahtanın üzerinde ağlamıştım. Tek suçum yoksul ve yetim olmamdı.
Annem eve geldiğinde olayı anlattım ve beraber ağlaştık. Sabah saat 6.00 civarıydı alacakaranlıkta istasyonun yolunu tuttum. Duvar köşelerinden ağaç aralıklarından yürüyordum. İstasyona geldiğimde her yer boştu gelen giden yoktu bekçilerden başka. Bir boş sandık gördüm ve içine saklandım. Burnumu bile çıkarmıyordum içimde yakalanma korkusundan ziyade O’nu (Mustafa Kemal Paşa’yı) görememe korkusu ve endişesi vardı.
Saat 09.30’da kapılar açıldı ve halk yavaştan geldi. Bir süre sonra da okul arkadaşlarım gelip karşılama için yerlerini aldılar.
Coşkun gösterilerin arasında Gazi Mustafa Kemal Paşa geldi. Heyecanla kafamı sandıktan kaldırdım ve anında Gazi Paşayla göz göze geldik. Yanıma yaklaştı, beni okşadı ve sevdi. Sevincimden gözyaşlarımı tutamadım ağladım. Ağladığımı görünce bana:

  1. Kemal Paşa: Üzülme çocuğum !.. Halini görüyorum !.. Fakat gelecek yarınlar senin gibi yavrularındır!.. İşte o günlerde her şeyi unutacaksın.. Yeni amaçlar peşinde koşacaksın… Allaha ısmarladık yavrum!..

 

SENİ DOYA DOYA ÖPMEK İSTİYORUM

RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN ANILARINDAN
Mustafa Kemal Paşa 12 Nisan 1934 akşamı İzmir’de İzmir Palas salonlarında Hâkimiyet-i Milliye İlkokulu’nda okuyan çocukların yararına verilen baloyu şereflendirir.
Öğrencilerden Ali isminde bir çocuk ortaya geldi fakat heyecandan bocaladı konuşamadı. Derken küçük Ali birden kollarını açarak içten gelen bir sesle Mustafa Kemal Paşa’ya
Ali: Senin ismini andıkça, senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum. Ahhhh! seni doya doya öpmek istiyorum. diye haykırdı.
         Mustafa Kemal Paşa: (kollarını açarak) Öyleyse gel.
Ali koştu ve Mustafa Kemal Paşa’nın boynuna atıldı. Diğer çocuklar da durur mu?
“Biz de biz de” diyerek koşuşturup onlar da sarılıp öpmeye başladı.
Vali Kazım (Dirik), yaverler, paşalar herkes ağlamaya başladı.
Gözleri dolan Mustafa Kemal Paşa ağlamamak için dudaklarını ısırdı ve titreyen sesiyle İşte benim neslim budur… Bunlarla biz akranız…”

EN BÜYÜK ADAM; ÖĞRETMENDİR
ASAF  İLBAY’IN ANILARINDAN
Çankaya’da bir ilkokul açılmıştı. Köşkün çevresinde bulunan bu okulu bir gün Atatürk ziyaret eder. Öğretmen tahta başında ders anlatıyordu.
Cumhurbaşkanı sınıfa girer girmez, öğretmen saygı işaretini vermiş, öğrenciler de ayağa kalkmıştı. Tekrar işareti aldıktan sonra öğrenciler yerine oturmuş ve öğretmen de tahtaya dönerek dersine devam etmişti.
Atatürk ayakta 5-10 dakika dersi dinledikten sonra sınıftan çıkacaktı ki, öğretmen tekrar saygı işaretini verdi ve öğrenciler kalktı. Atatürk sınıftan çıkınca öğretmen dersine devam etti. Atatürk sınıftan çıktıktan sonra yanındakilere;
            Gördünüz mü öğretmeni? Cumhurbaşkanına önem vermedi! Öğretmen vatanın en hayırlı elemanı. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar kaynaşmışlardır ki, adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili öğrencilerdir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp saygısını göstermek için yanıma gelseydi ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirse idi.. öğrencileri gözünde küçülür, belki prestijini kaybederdi. Öğrenci gözünde en saygılı, en büyük adam öğretmendir !..

İKİ MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ
KUDRET AKSU VE SEYFETTİN ÜNLÜ’NÜN ATATÜRK VE ÇOCUK ADLI KİTABINDAN
1929 yılının yaz başlangıcıydı. Her günkü gibi sürülerimi almış, otlatmaya çıkmıştım. Dağılan sürülerimi toplayarak Balaban deresine (Yalova) indim. Sığırlarımı otlatarak çiftliğe dönüyordum. İleriden 20 kadar atlı göründü. Aldırmadım yoluma devam ettim. Ama en öndeki atlının bana doğru geldiğini gördüm. Atından inerek çiftliğin yolunu sordu.
           Sığırtmaç: Siz yanlış gelmişsiniz, çiftliğin yolu şurasıdır.
Atlı tekrar bana doğru döndü ve adımı sordu.
           Sığırtmaç: Mustafa
           Atlı: Benim de adım Mustafa demek adaşız .. Sen Gaziyi tanır mısın?
           Sığırtmaç Mustafa: Tanırım
           Atlı: Onu sever misin?
           Sığırtmaç Mustafa: Severim
           Atlı: Niçin seversin?
           Sığırtmaç Mustafa: Paşa olduğu için severim.
           Atlı: Aferin oğlum böyle olmalı.. Peki, sen ne iş yaparsın?
           Sığırtmaç Mustafa: İşte bu gördüğün sığırları güderim.
           Atlı: Ne kadar para alıyorsun?
           Sığırtmaç: Ayda 3 lira.
           Atlı: Peki söyle bakalım ayda 3 lira senede ne kadar eder?
           Sığırtmaç: 36 lira eder.
           Atlı: Sana bu kadar para versem ne yaparsın?
           Sığırtmaç: Bu parayı almam ki.
          Atlı:  Neden almazsın?
          Sığırtmaç: 36 lira çok para, ailem nerden aldın diye sorar.
          Atlı: Aferin oğlum böyle olmalı. Fakat bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana. Kimse bir şey söyleyemez.
          Sığırtmaç: 36 lirayı bir şartla kabul edebilirim. Yolda yemek için getirdiğim bir torba ceviz vardı. Bu cevizleri alırsan ben de dediğin parayı alırım.
Cevizlerimi aldı ve bende parayı aldıktan sonra atına bindi ve
          Atlı: Benim de adım Mustafa .. Ama benimkinin yanında Kemal de var. Mustafa ve Kemal yan yana gelirse ne olur?
          Sığırtmaç: Sen koskoca Gazi Mustafa Kemal Paşasın ..
Birden şimşekler çaktı beynimde bu adam dünyayı dize getiren Mustafa Kemal Paşa’ydı.

  1. Kemal Paşa: Beni başka bir yerde görsen tanır mısın?

         Sığırtmaç: Tanımaz mıyım sen koskoca Gazi Mustafa Kemal Paşa’sın.
Ertesi gün iki kişi geldi ve beni alıp kaplıcalara götürdüler. Büyük bir kapıdan geçtik salon çok büyüktü. Ayakta duran bir şahıs bana;
Hoş geldin beni tanıdın mı?
         Sığırtmaç: Sizi daha önce hiç görmedim
         Adam: Bir gün önce senden ceviz aldım çiftliğin yolunu sordum
        Sığırtmaç: Hayır sizi ilk defa görüyorum, sizi tanımıyorum
Birden büyük salonun perdesi aralandı ve arasından Mustafa Kemal Paşa göründü.
        Mustafa Kemal Paşa: Aferin oğlum sandığımdan da dikkatliymişsin benzetmeyi çok kolay fark ettin. Okuma yazma öğrenip meslek sahibi olacaksın Mustafa. . Mustafa seni çiftliğime kâhya yapmak istiyorum ne dersin?  İster misin?
Cevap vermedim.

  1. Kemal Paşa: Kâhyalık işi için sana ayda 4 lira versem yeter mi?

        Sığırtmaç: Siz bilirsiniz.

  1. Kemal Paşa: Hayır Mustafa seni kâhya yapmayacağım. Seni okula göndermek istiyorum. Okuma yazma öğrenip meslek sahibi olacaksın.

         O kadar çok sevinmiştim ki, Gazi Paşa bana sarıldı kirli ve yırtık elbiselerimle fotoğraf bile çekildik. Yanında birkaç gün kaldım.
         Beni okula yazdırdı hemen .. İlkokula başladım bana “Seni orduda subay olarak görmek istiyorum” dedi.
Bulunduğum toplantılarda bana “Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecekteki genç subayı benim Mustafam!” diye övüyordu.
Ne mutlu Ata’nın çocuğuyum diyebilenlere!..

Not: Fotoğraflar konu bütünlüğü sağlamak amaçlı konulmuştur.
 

Başa dön tuşu