ANALIK HAKKI!

ANALIK HAKKI!

 

Ana başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş

Anonim hale gelmiş, yani yazarı belli olmayan, artık toplumun ortak malı gibi olan, belki de her ferdimiz bir kelime söyleyerek oluşmuş bir dörtlüktür bu.
Yazarı bilinmese de gerçek olan şudur ki; bu dörtlük, insanımızın ortak duygusudur.
Duygularımızın böyle olduğuna şüphe yoktur.
Ama;
Uygulama böyle midir?
Analarımıza karşı olan görevlerimizi yerine getirme hususunda, duygularımız kadar kusursuz olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
Gerek bireysel olarak, gerek toplumsal olarak, gerekse devlet olarak, kusursuz olduğumuzu söyleyebilecek durumda olmadığımızı düşünenlerdenim.
Hiç kimse analarımız için, duyguları kadar kusursuz olduğunu söyleyemez.
Bireysel olarak düşünürsek; eğer her bireyimiz analarımıza karşı kusursuz olsaydı, “Seni doğuracağıma taş doğursaydım.” gibi oldukça üzücü bir deyiş türemiş olmazdı.
Toplumsal olarak düşünürsek; eğer toplum analarımıza karşı kusursuz olsaydı, “Kadın erkek eşitliği sağlamak” gibi bir derdimiz olmazdı.
Devlet olarak düşünürsek; eğer devlet analarımıza karşı kusursuz olsaydı, “Ana maaşı, anaparası veya ana ödeneği” gibi bir kavram olur muydu?. Argo cümleleri lütfen hoş görün. Zırt bırt her ad altında maaş var, uyduruk bir ad altında mültecilere ödenen maaş bile var. Ama; Anaları, ana olduğundan dolayı amaçlayan ve hiç ayırım yapmadan, ana olan herkese ömür boyu ödenen bir kuruş para yoktur.
Demek ki; ne bireyler, ne toplum ne de devlet; analara karşı hizmette kusursuz değildir.
Annelerin duygusallığından yararlanarak ve duygularına hitabederek; görsel ve yazınsal basında mesajların ötesinde, somut bir şey bulmak mümkün değildir.
Anneler olarak; duygularımıza hitap edilmesinden elbet hoşlanırız. Bu da kadir kıymet bilmenin bir yoludur. Ama biz bu duygusallık söylem ve sembolik eylemlerin yanı sıra, ana olduğumuz için, devletimizden anne vasfını kazanmış tüm annelere; “Analık Hakkı” çerçevesinde bir ödenek beklentimizi bu satırlarla duyurmuş olalım.
Bu dileğimi yetkililere duyurduktan sonra;
Biz gelelim kendi duygularımızı ifade etmeye…
Tüm analarımızın, her gününün anneler günü olması dileklerimle, sizleri “Ana Yüreği” şiirimle baş başa bırakıyorum.

ANA YÜREĞİ
Ana yüreği…
Sevgi dolu, sıcacık…
Bembeyaz, yumuşacık…
Pamuk gibi…
Ana yüreği…
Yaralıdır, param parça…
Onarılmış kırıldıkça,
Nadide bir vazo misali…
Bulunmaz dünyada emsali…
Ana yüreği…
Erkeğine kadınlık,
Yavrusuna analık,
Yetimine babalık yapmış,
Ömrünü tüketmiş,
Yaşamla savaşmış,
Ana yüreği…
Ne desem, nasıl anlatsam…
Fedakâr analar,
Cefakâr analar,
Gücü eksilmeyen,
Umudu tükenmeyen,
Sevgisi azalmayan,
Ana yüreği…
Canım anam, garip anam…
Kor ateşlerde yanan anam…
Saçının tellerine kurbanam…
Süzülen yaşlarına kurbanam…
Canım anam…
Can anam…
Hakkı ödenmez anam…
Yüreği yaralı anam…

Ben de dahil, tüm annelerin “Anneler Günü” kutlu olsun…
[email protected]
www.songuldundar.com

Yazarın Kitaplarından

cezogardasbuyuk

Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün

soforagabuyuk

Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız.

Savaş kaçınılmaz

Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.

damladan-deryaya

“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.

“YARALARIM” romanının basına yansıyan kapak resminin arka yüzündeki aşağıdaki ifadeler, yazar Songül DÜNDAR’ın Cilavuz Köy Enstitüsünün Kültürü, Yüksek Öğretmen Okulundan aldığı donanımı, emekli oluncaya kadar öğretmenlik hayatında edindiği tecrübeler, halkın özünden aldığı halk değerleri ile danışmanım dediği eşi Halk Ozanı Âşık Selahattin DÜNDAR’ın halk kültürü hazinesini kullanmış olması, bize yukarıdaki iddialı sözleri söyleme hakkını vermektedir.
İşte bu hakkı bize veren “YARALARIM” romanının arka kapağındaki dizeler:
Kadınların aslan pençelerini/YARALARIM romanında görürsün.
Cahillikle mücadele azmini/YARALARIM romanında görürsün.
Zalımların mazlumlara zulmünü/YARALARIM romanında görürsün.
Emekçinin nasıl ezildiğini/YARALARIM romanında görürsün.
Adaletin bozuk terazisini/YARALARIM romanında görürsün.
Yiğide tuzaklar kurulduğunu/YARALARIM romanında görürsün.
İnsanın insana ettiklerini/YARALARIM romanında görürsün.
Ailenin hukuk savaşlarını/YARALARIM romanında görürsün.
Sevenlerin kor alev yandığını/YARALARIM romanında görürsün.
Eğitimin inanılmaz gücünü/ YARALARIM romanında görürsün./tab]

Başa dön tuşu