CUMHURİYETİN ERDEMLERİ


İnsanca yaşamak…
Özgür olmak…
Yönetenleri özgür irade ile seçebilmek…
Demokratik yolla seçilenleri denetleyebilmek…
Hukuk sisteminin egemen olması…
Bu ve buna benzer insanca yönetim özellikleri, cumhuriyet rejiminin vazgeçilmezleridir.
Ve
Cumhuriyet, insana yakışan demokrasi rejiminin şemsiyesidir.

İnsanların çağdaş anlamda insani kavram ve değerlerle buluşmasını, uygarlığın olanaklarından en üst seviyede yararlanmasını amaçlayan bir yönetim biçimidir cumhuriyet.

Mustafa Kemal Atatürk, ulusundan aldığı güçle, Bağımsızlık Savaşı’nı kazandıktan sonra, Türk Halkı’nı uygar bir toplum yapmak için birçok alanlarda devrimler yapmıştır. Bunların en başında gelen, babadan oğula geçen “Saltanat Yönetimi”nden, halkın kendi kendini idaresi olan “Cumhuriyet Yönetimi”ne geçmesidir. Cumhuriyet yönetiminin en önemli erdemi; birbirlerine “ümmet bağları” ile bağlı olan toplum bireyleri, “ulusal bilinç” ile birleşerek “vatandaş” olma konumuna yükselmesidir. Böylece, aklın ve bilimin üstünlüğünü benimseyen, özgürce düşünebilen, kararlarını bağımsız ve sorumluluk bilinci içinde verebilen olgun bireylerden oluşan bir toplum yaratılmıştır. Cumhuriyet’in getirdiği özgürlükçü ortamda kendini ifade etme ve geliştirme olanağı bulan yurttaşlar, ülkemizin çağdaş dünya ile bütünleşme sürecine hız katmıştır.

Cumhuriyet öncesi Osmanlı Devleti’nde idare şekli olan teokratik yönetimlerde, egemenlik din ile devletin başı olan padişahtadır. Oysa Cumhuriyet yönetimi ulusun yetkisinde olduğundan, yurttaşların yönetime katılması, özgür düşünce ile kendini yönetecek yöneticileri seçme olanağı sağlanmıştır.

Cumhuriyet rejiminde yönetim biçimi olarak, insan yaşamına ve toplumsal düzene aklın ve bilimin ışığında yön verilmesini kabul eden Cumhuriyet, bu özelliği ile toplumsal aydınlanmayı sağlayan bir sistemdir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, çağdaşlığın bir gereği olarak, artık yönetim, dini esaslara göre değil, akıl ve bilimin ışığında yapılması esasına dayalıdır. –Ki bu tanımın adı  “laiklik”tir. Diğer taraftan laiklikle, herkesin dini inançlarını serbestçe yapmaları güvence altına alınmıştır.

Ulu Önder Atatürk tarafından; ulusun yüce Meclisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Türkiye’nin “çağdaş uygarlık seviyesi”ne çıkması, hatta bu seviyeyi geçmesi için siyaset, hukuk, eğitim, kültür, sanat, ekonomi ve toplumsal alanlarda devrim niteliğinde birçok yasa tasarısı sunulmuş ve bu tasarılar yüce mecliste görüşülerek hayata geçirilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk Ulusu’nun sömürgeci veya işgalci güçlere karşı başlattığı bağımsızlık savaşı zaferle sonuçlandıktan sonra, ülkede çeşitli alanlarda hayata geçirilen birçok devrim, yalnızca Türk Ulusu’na değil, bağımsızlık mücadelesi veren tüm uluslara örnek bir savaş ve özgürlük yolunda ilham kaynağı teşkil etmiştir.

Atatürk’ün büyük çabalarıyla yeni kurulan devlet ve yönetim şeklinin cumhuriyet olmasının bir diğer erdemi; bu yönetimde belirli kişi ya da bir topluluğun değil, toplumun tüm katmanlarının çıkarlarının gözetilmesidir. Öte yandan demokratik yönetim demek, toplumu yönetecek yöneticilerin, yönetime seçimle gelip seçimle gitmesi, fikirlerin toplum adına özgürce ifade etmesidir.

Cumhuriyetin sağladığı kazanımlar ve getirdiği erdemler için ve bu gün soluduğumuz tüm özgürlükler için, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ne kadar şükran duysak azdır. O’nun “en büyük eserim” dediği Cumhuriyeti korumak ve dünya durdukça yaşatmak, her vatandaşın canı pahasına asli görevi olmalıdır.

Cumhuriyetin erdemleri buna değer…

Songül DÜNDAR
(Eğitimci-Araştırmacı /Şair/ Yazar

[email protected]
www.songuldundar.com

Songül DÜNDAR (Araştırmacı/Şair/Yazar)

Yazarın Kitapları

cezogardasbuyuk

Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün

soforagabuyuk

Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız.

Savaş kaçınılmaz

Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.

damladan-deryaya

“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.

TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…

Bizim Eller
Aşık Selahattin Dündar Şiirleri

Gezdim dünyayı dolandım
Ne güzeldir bizim eller
Benzerini bulamadım
Ne güzeldir bizim eller

Dağı denizi ovalar
Mert yiğidi güzeli var
Dört mevsimi birden yaşar
Ne güzeldir bizim eller

Türküleri telimizde
Al bayrağı serimizde
Vatan aşkı gönlümüzde
Ne güzeldir bizim eller

Dündar uçan kuşu olsam
Yazı olsam kışı olsam
Bir dikili taşı olsam
Ne güzeldir bizim eller

“YARALARIM” romanının basına yansıyan kapak resminin arka yüzündeki aşağıdaki ifadeler, yazar Songül DÜNDAR’ın Cilavuz Köy Enstitüsünün Kültürü, Yüksek Öğretmen Okulundan aldığı donanımı, emekli oluncaya kadar öğretmenlik hayatında edindiği tecrübeler, halkın özünden aldığı halk değerleri ile danışmanım dediği eşi Halk Ozanı Âşık Selahattin DÜNDAR’ın halk kültürü hazinesini kullanmış olması, bize yukarıdaki iddialı sözleri söyleme hakkını vermektedir.
İşte bu hakkı bize veren “YARALARIM” romanının arka kapağındaki dizeler:
Kadınların aslan pençelerini/YARALARIM romanında görürsün.
Cahillikle mücadele azmini/YARALARIM romanında görürsün.
Zalımların mazlumlara zulmünü/YARALARIM romanında görürsün.
Emekçinin nasıl ezildiğini/YARALARIM romanında görürsün.
Adaletin bozuk terazisini/YARALARIM romanında görürsün.
Yiğide tuzaklar kurulduğunu/YARALARIM romanında görürsün.
İnsanın insana ettiklerini/YARALARIM romanında görürsün.
Ailenin hukuk savaşlarını/YARALARIM romanında görürsün.
Sevenlerin kor alev yandığını/YARALARIM romanında görürsün.
Eğitimin inanılmaz gücünü/ YARALARIM romanında görürsün.
Başa dön tuşu