“KAFKAS KARTALI FİLMİ” VE KARS/DİKME KÖYÜ…

“KAFKAS KARTALI FİLMİ” VE KARS/DİKME KÖYÜ…

1968 yılı kış aylarında çekimi yapılan ve 1 Mayıs 1973 yılında vizyona giren “KAFKAS KARTALI” filminin önemli bir bölümü Kars merkeze bağlı DİKME köyünde, yani benim köyümde çevrilmiştir.

Rusya’nın egemenliği altındaki Kafkas Türklerinin bağımsızlık için mücadelesini konu alan tarihi bir filmdir.

Çok önemli bir oyuncu kadrosu vardır. Haksızlık etmemek ve filme verilen önemi ifade etsin diye, tüm rolleri sıralı olarak buraya almayı önemsedim.

Fikret Hakan: Kafkas Kartalı
Fatma Girik: Bianca
Esen Püsküllü: Olga
Reha Yurdakul: Şeyh Şamil
Yıldırım Gencer: Prens Orlov
Turgut Özatay: General Boris
Leman Öztürk: Tatyana
Gülten Ceylan: Nefise
Doğan Dolay: Murat
Yavuz Karakaş: Hasan
Ali Demir ve Yusuf Çağatay: Rus Subaylar
Sami Hazinses: Hancı
Ve dokuz kişilik teknik ekip ile bir o kadar da yardımcı kadrodan oluşmaktadır.

Yönetmenliğini Metin Gülgen ve Yılmaz Atadeniz’in üstlendiği filmin senaryosu, Sevda Sezer ve Yılmaz Atadeniz’e aittir. Sevda Sezer’e ait olan eserde; filmin yapımcılığını Turgut Demirağ üstlenmiştir. Görüntü yönetmenliğini Gani Turanlı’nın üstlendiği film, dram, savaş ve macera türünde olup, 1968 yıllarının teknik zorlukları koşullarında dahi, renkli ve çok net olarak çekilmiştir.

Filmin konusu şöyledir: “Kafkas Kartalı” destanında, Kafkasya’da yaşanmış bir hürriyet mücadelesidir. Sevgi ve cesaretin kaynağı olan yüreğine tutunmuş bir insan ve o insanın yanında acıları, sürgünleri, yenilgi ve zaferleri tatmış bir halk vardır. Kafkas dağlarının yamaçlarında, 25 yıl boyunca süren bir hürriyet savaşıdır bu. Rusların mezalimi karşısında baş eğmeyen Türk İslam davası yüzünden canını hiçe sayarak savaşan bir yiğittir Kafkas Kartalı.

Yetmiş dört dakikalık bir film olan “Kafkas Kartalı”nın tamamına yakını Kars’ta çekilmiştir. Daha çok Kars’ın tarihi mekânlarında çekilmişti. Köy olarak da, önemli bir bölümü Kars/Dikme Köyü’nde çekilmiştir.

İlkokul öğrencileri de dâhil olmak üzere; “Kafkas Kartalı” filminin çekiminde Dikme köyü halkının tümü olduğu gibi destek olmuş, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamış ve halkın büyük çoğunluğu da bu film de rol almıştır. Rol alacak durumda olmayanlar da araç gereçlerle destek olmuşlardır. Bu gün bir kısmı hayatta olmayan, bu filmde rol alan veya destek olan kişilerden hafızaların hatırlayabildikleri şunlardır:

O yıl ki ilkokul çocuklarının tamamı: Çocuk oyunları rolünde

Bilal Uluhanlı: Asker Posta rolünde
Bilal Öztürkler: Atlı asker rolünde
Allahyar Akkaya: Asker rolünde (Nöbetçi)
Muhtar İsa’nın Celal Ulukurt: Asker rolünde
Mangullu Ömer Daşdandır: At Kızağıyla rol almıştır
Hıdıllı İsmail’in Ali: At kızağıyla rol almıştır.

Kullanılan belirgin mekânlar:

  • Dikme Köyünün tüm evleri, ahırları, samanlıkları, görüntüleri, dağları, ovaları, Kars Çayı ve çeşmeleri.
  • Köy sınırlarının tamamı, tüm mekânlar ve tüm köy evleri, film yapımcısının emrine sunulmuştur. Film yöneticileri ve rol alanlar istedikleri evleri ve mekânları hiçbir zorlukla karşılaşmadan kullanabilmişlerdir.
  • Dikme Köyü’nün yanından akan Kars Çayı, kullanılan en önemli mekânlardan birisidir.
  • Cala denilen Kars Çayı’nın yanı başında bulunan ve demirci Nebi Gümüş’ün sıcak demir atölyesi, filmde görülen han olarak kullanılmıştır.
  • Memet Uğurluel’in dükkânı, ilan asılan devlet kapısı olarak kullanılmıştır.

Film çekimi esnasında yaşanan ve anlatılan anılar:

  • İlkokul çocuklarına Kafkasların yöresel kıyafetleri giydirileceği zaman, çocuklar arasında bir söylenti yayılır: “Bu elbiseyi giyenleri kaçırıp Rusya’ya götürecekler” diye… Bu söylenti nedeniyle, çocukların hiçbiri bu elbiseleri giymek istemez. Daha sonra, ilkokul öğrencisi Yakup Yılmazel ile iki kız öğrenci; Hamiyet Elyıldırım ve Hatice Coşgunaras, “Öyle saçmalık mı olur?” diyerek, elbiseleri giyince, diğer çocukların hepsi giymiş ve filmde çocuk rollerini üstlenmişlerdir.
  • Kars/Dikme Köyünün milli duyguları oldukça üst düzeydedir. O kadar ki; Film çekimi esnasındaki roller konusunda halkın karşı rollere tepki derecesinde direnişi söz konusu olmuştur. Bu cümleden olmak üzere kimse Rus askeri rolüne almak istememiştir. Halk bu konuda zor ikna edilebilmiştir. Hatta: Rus askeri rolünde olanların bindiği kiralık atların sahipleri atlarını geri almak istemiş ve tartışmalar çıkmış.
  • O günün gençlerinin olan İmdat Elyıldırım filmde rol almak için babasından atı ister. Babası, ata zarar verirsin diyerek vermez. Ama, katılmak istiyorsan git kendin katıl der. Sorulduğunda İmdat Elyıldırım, espri ile şöyle diyor: “Babam ata kıyamamış ama bana at kadar önemsememiş. Demek ki o nesle göre at, bir oğuldan daha kıymetliymiş.”
  • Ardos’un dağı taraftan Kafkas Kartalı’nın atlıları Kars Çayı’ndan geçip Dikme Köyü’ne doğru gelirken, Sami Hazinses’in atı Kars Çayında tökezliyor ve Sami Hazinses attan Kars Çayı’nın içine düşüyor. Rejisör; “Bu olay senaryonun bir parçasıymış gibi olsun. Devam edin. “ Diye filmin bu sahnesini baştan almıyor. O an, film sahnesinde görülmektedir.
  • Fatma Girik, Esen Püskülü, Fikret Hakan ile Köyde Hürü Ana olarak bilinen Hürü Dündar arasında geçen, diyalog şeklindeki bir anı: Hürü Ana, miladi 1915 (H:1331) doğumlu, Kars Dikme Köyünde yaşayan, o yıllarda 12 çocuk (6 kız 6 erkek) anası olgun yaşta bir kadın. Aynı zamanda Osmanlı kadını denen bir kişilik… Erkekli kadınlı her mecliste, kendini rahatlıkla ifade edebilen bir kadın… Film çekimlerinin yapıldığı günlerden bir gün, film seti olarak kullanılan köy ilkokulunun bahçesinde Fatma Girik ve Esen Püsküllü’nün olduğunu haber alan köy kadınları, biz utanırız diye; Hürü Ana’yı da alıp, oraya giderler.

Hürü Ana: “Dalını tufara söykeme… Söyux alarsan”
Fatma Girik: “Teyze bir şey anlamadım. Ne diyorsun?”
Hürü Ana: “Ay zavallı… Vah beçere…  Goca Fatma Girik olmuş ama dil bilmér.”
Kahkahalar… Gülüşmeler… Fikret Hakan devreye girer ve Fatma Girik’e:
Fikret Hakan: “Yani teyze diyor ki: Arkanı duvara dayama, üşütürsün.”
Hürü Ana: “Fikret, sen gözel adamsan… Aynı bizlere benziyirsen…”
Fikret Hakan: Teşekkürler teyzeciğim.
Hürü Ana Esen Püsküllü’nün önündeki büyük krem kutusunu görünce şöyle der:
Hürü Ana: “O vite yağı kutusu nedi?”
Esen Püsküllü: “Vita yağı değil teyze… Yüz kremidir.”
Hürü Ana:” Ha! Demek ki; Sizi bele gözelleştiren, tenekeler dolusu kremdir.
Fatma Girik: “Teyze, yani bu kremi sürmesek, biz güzel değilmiyiz?”
Hürü Ana: “Vallahi, bizim köyün gızları o senin sürdüğün kremin binde birini sürseler, sizin on katınız gözel olarlar…”
Fatma Girik ve Esen Püsküllü güldüler… Fikret Hakan lafa karıştı.
Fikret Hakan: “Teyze doğru söylüyor. Köy güzelleri doğaldır. Şehirdeki kızların çoğu makyajdır. Bunda yalan var mı?”
Hürü Ana: “Fikret Hakan, seni yaşayasan… Ay gızlar neye durorsunuz alkışlasanıza…” diyerek, bütün kadınlara Fikret Hakanı alkışlatır…

  • Esen Püsküllü: kaliteli ve lüks leopar kürkünü bürünüp yatarken, o anda oradan geçen Gödeklerin Osman Polatel, o yaratığın filmde rol alan bir maymun olabileceğini sanarak; filmde bir de maymunun olduğunu söyleyince, büyük bir latife konusu olmuş, köylüler epey bir gülüşmüşler. Hala da anlatır ve gülerler…
  • “Kafkas Kartalı” filmi Kars’ta çekilen bir film olup, yer yer Terekeme/Azeri müziklere yer verilmiştir. Terekeme/Karapapak ve Azeri yaşam tarzından örneklere de film de belirgin olarak yer verilmiştir.

1968 YILININ SOĞUK KIŞ GÜNLERİNDE KARS DİKME KÖYÜ, BÖYLE BİR TARİHİ GÖREVİ YÜZÜNÜN AKIYLA YERİNE GETİRMİŞTİR.

“KAFKAS KARTALI” filmi, Kars/Dikme Köyü’nün tarihi değerini, misafirperverliğini, bayrak sevgisini, vatanseverliğini, sanatseverliğini, tarihine sahip çıkışını bir kez daha ve kalın harflerle TARİHE NOT DÜŞMÜŞTÜR.  Saygılarımla…

 

YAZAN: Selahattin DÜNDAR

(Halk Ozanı/Yazar)

Başa dön tuşu